Evet canlarım, yarından itibaren sınavlar başlıyor ve bizler bu sınav maratonuna çok uzun zamandır hazırlandığımızdan dolayı artık tek yapmamız gereken moralimizi olumlu bir seviyede tutmak. Şunu unutmayın ki ilk 1000 içerisindeki birçok öğrenci bile aslında ilk 100 de olabilecek öğrencilerken onları bu sıralamadan geriye atan tek şey sınav anındaki davranış ve düşünce hataları oluyor. Olumlu ve motive edici bir stres düzeyi hepimizi başarıya götürecektir; ama olumsuz düşünceler, sınavdaki yanlış tutumlar bizim başarımızı mutlaka eksi yönde etkileyecektir. Olumsuz düşünceleri zihinsel canavarlar halini almadan önce yok edin. Bir insanın hayatta ilerlemesindeki en büyük engeli kendisi olduğuna göre, bu sınavdan güzel bir sonuç almak istiyorsak önce kendimizi aşmamız gerekli. Ben belki bir kısmınızı tanıyorum, bir kısmınızı da tanıma şansım olmadı ama kalbim sizlerle ve size tüm kalbimle inanıyorum. Eğer başarı için emek harcadıysan mutlaka bunun karşılığını göreceksindir. Güzel bir çalışma dönemi geçirdin, sizlerle paylaştığım şeyleri yaptın. Tamam, o zaman inan başaracaksın. Hayatta çoğu kez en önemli olan şey ne biliyor musun? “Ben elimden geleni yaptım.” diyebilmek ve keşkelere yer bırakmamak. Sen şu an bunu diyebiliyorsan ne mutlu sana.
Sınava lütfen güzel bir uyku, olumlu bir psikoloji ile gir ve sınav esnasında soruları çözerken olabildiğince her şeyi kâğıdına dök. Beynimizin görsel bölümü çok etkili olacaktır hatalarımızı görebilmemizde. Beyninizi çok fazla düşünmekle yoracağınıza bırakın bu işi elleriniz yapsın yani yazın her şeyi ne kaybedersiniz.2 kere 2 dört eder… Yazın…
Şunu da asla aklından çıkarma bu sınavlarda siz ölçülmüyorsunuz ve sınav senin karakterini, hayata karşı duruşunu, hayat başarını belirtmiyor. Sen sınavdan ibaret bir varlık değilsin. Sınav sadece hayatta kendine bir yön çizebilmek için atmış olduğun bir adım. Bu adım olmazsa başka bir adım mutlaka olacaktır. Hayat çok güzel buna inan ve her ne olursa olsun mücadele etmeye değer.
* * *
Yaşlı kadın, antikacıdan aldığı yüzyıllık fincanı özenle vitrinine yerleştirdi. Fincanın üzerindeki renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı düşündü; hayır pahalıya almamıştı bunun gibi bir şaheser için azdı bile. Fincanı seyretmeye devam ederken birden fincan dile geldi ve kadınla konuşmaya başladı.
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım; ama şunu bilmelisin ki ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.” Kadın şaşkın bir halde önündeki kahve fincanı ile konuşuyordu. Kekeleyerek:”Nasıl yani? Anlayamadım.”diyebildi. Demek istiyorum ki ben bir zamanlar sadece bir çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp.”Yeter! Lütfen dur artık!”diye bağırdığımda, sadece gülümsedi ve “dur daha değil!”dedi. Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Orada döndüm, döndüm, döndüm. Yine dayanamadım.”Lütfen beni buradan al” diye yalvardım. Usta bana bakıp “Henüz değil!” derken beni aldı ve bir fırına koydu. Kapıyı kapatıp, ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Isı giderek artıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu. Beni yakarak öldürecek. Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum.”Usta, usta yalvarırım kurtar beni yanıyorum.” Ve usta halen yüzündeki gülümseme ile “dur daha değil.” diyordu. Bir saat sonra fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat bir nefes alabiliyordum. Fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üzerine aldı ve biraz boya ve bir fırça ile bana hafif hafif dokunmaya başladı ben de çok fazla gıdıklanıyordum.”Yapma ustam çok gıdıklanıyorum”dedim. Usta en baştan beri olan soğukkanlılığı ile “henüz değil” dedi. Sonra beni nazikçe eline alıp fırına doğru yürümeye başladı.”Lütfeeeennnnn, beni tekrar fırına sokmaaaa…” diye yalvarmama rağmen beni içeri atıp ısıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. Bu sefer gerçekten öleceğimi her şeyin bittiğini düşündüm. Çok kısık bir sesle ve gücümün yettiğince yalvardım beni kurtar diye ama hiçbir tepki almadım. Tam son nefesimi vermek üzereydim ki, kapak açıldı ve ustanın eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes alıp rahatladım. Beni yüksek bir rafa koyup şöyle dedi.”İşte şimdi bir şaheser oldun.” Bir ayna getirip önüme koydu. Kendime inanamıyordum. Ben sadece bir çamur parçasıydım bir zamanlar. Şimdi ise karşımda bir sanat eseri duruyordu.”Evet, bu sensin.”dedi ustam.”Senin acı, sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde şimdi bu haldesin.”
“Eğer sen bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin. Döner tezgâhının üzerine koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın, sıcak fırına sokmasaydım çatlayacaktın. Boyamasaydım hayatında renk olmayacaktı. Ama sana asıl güç ve kuvvet veren ikinci fırın oldu. Şimdi tüm sıkıntılara dayanıp bir şahesere dönüşen sen varsın karşımda.”
* * *
Evet, şimdi sende şekillenmeyi ve şahesere dönüşmeyi bekleyen tatlı bir çamursun canım. Bu sınavlar senin hayatında bazı gelişmeleri sağlayacak sadece. Sonuç olarak kendine güven ve sınavlar senin hayattaki tek başarı değerlendirmen olmayacak asla bunu unutma. |