Benim çocukluk dönemim TİGEM’de geçti. Belki de orayı sahiplenip, en güzel şekilde değerlendirilmesini istemem, orayla olan gönül bağımdandır.
Ulu Önder’in kendi parasıyla alıp Türk halkına hediye ettiği bu çifliğin adı şimdilerde belki pek bilinmez. Ama bilenler oranın adının eskilerde Baltacı Çiftliği olduğunu hatırlarlar.
Babamın bu çiftliğe kahya oluşu 1957 yılının başlarındadır. Babam daha önce Ceylanpınar Çiftliği’nin kahyalığını yapmaktadır. O zamanki şefi Ceylanpınar’dan Yalova’ya tayin olur. Bir müddet sonra babama bir mektup yazarak Yalova’daki çiftliğin kahya kadrosunun boş olduğunu, isterse buraya gelebileceğini söyler.
Babam bana hamile olan annemi, abim ile ablamı Bayburt’a gönderir. Der ki, ‘Ben gidip bir bakayım, beğenirsem sizi de oraya alırım.’
Babam gelip, Yalova’yı ve çiftliği görünce bayılır. Hemen annemlere mektup yazarak Yalova’ya gelmelerini söyler. Ben o zaman üç aylık bebekmişim. İşte bizim Baltacı Çiftliği’ne ve Yalova’ya gelişimizin hikayesi.
Haa unutmadan şunu da söyleyeyim, babamın şefi Yalova’dan tayin olur, başka bir çiftliğe gider. Babamı çok sevdiğinden yine bir mektupla yanına gelmesini ister. Canım babam ona; Yalova’yı ve çiftliği çok sevdiğini, artık burada yaşamak istediğini belirten bir mektupla cevap verir.
İşte benim çocukluğum ve lise bitene kadar gençliğim, o zamanki adı ‘Yalova Devlet Üretme Çiftliği’ olan bu güzel yerde geçti.
Çiftliğin Atatürk’ün malı olup Türk halkına miras bırakıldığını da ilkokul yıllarımda rahmetli öğretmenim Mecit Tacadan’dan öğrendim. O çiftlikte bizzat Atatürk’ü gördüğünü, gururla ve gözleri dolarak biz küçük öğrencilerine anlatırdı.
Daha sonra Ulu Önder’in geldiği dönemlerde konakladığı ve özel eşyalarının bulunduğu üst kattaki müzeyi görünce TİGEM Çiftliği’ne daha gönülden bağlandım.
Eski belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu bir protokolle TİGEM’i alıp, tüm personeli burayı terkettiğinde sanki çok yakınımı kaybetmiş gibi üzüldüm, hüzünlendim.
Ben biliyordum ki, kimse Ulu Önder’in bu güzel mirasını TİGEM gibi koruyamaz.
Onun bu çiftliği alıp Türk halkına bırakmasının en önemli amacı, çiftçiye modern tarımı öğretmekti.
Benim yaşadığım dönemlerde çiftlik, bu amaca çok güzel hizmet etti.
Senelerce en güzel ve verimli süt ineklerini üreterek çiftçiye verdi. Yine tavukçuluğun en modern tekniklerle üretilmesini sağladı. Yalova’da bir zamanlar marka olan elma ağaçlarının fidanları bu çiftlikte üretilip çiftçiye verildi.
Gün geldi beceriksiz yöneticiler ve yanlış politikalar sonucu işlevini göremez hale geldi. Şimdi Yalova Üniversitesi Rektörü’nün üniversite alanı yapmak istediği, atıl bir yer konumundadır.
Zamanında Yalova’ya gelen nice Cumhurbaşkanları, Bakanları ağırlayan bir yerdi.
İşte nasıl, hükümet konağını yıkıpta bugün yenisini yerine inşa etmek istiyorsak, kaybettiğimiz yapı değerlerini hep özlemle anıyorsak, gelin Atatürk’ün mirası Baltacı Çiftliği’ni koruyalım ve onu gelecek nesillere en güzel bir şekilde aktaralım.
|