1915 yılında Osmanlı Devleti’nin dört bir taraftan işgalci devletlere karşı verdiği savunma mücadelesi esnasında, Doğu Anadolu’da yaşayan Ermeni nüfusunun güvenlik amacıyla zorunlu olarak göç ettirilmesi olayını “soykırım” olarak dünyaya kabul ettirmeye çalışan Ermeni diasporası, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonunda olayların 23’e 22 “soykırım” olarak kabul edilmesiyle büyük mutluluk yaşamışlardır.
Her ne kadar ABD Başkanı Obama oylamanın başlayacağı son ana yakın, kabul edilmesini önlemek adına girişimlerde bulunmasına karşın yeterli görünmemiştir. Nitekim oylamada 23’le “evet” diyenlerin çoğunluğu Obama’nın mensubu olduğu demokratlardan oluşmuştur.
Ermeni Tasarısının kabul edilmesinin ardından Ermenistan Dış İşleri Bakanı Nalbandyan gelişmelerden büyük memnuniyet duyduğunu belirtmiştir. Türkiye her ne kadar geçmişe sünger çekip yeni bir dönemin kapısını aralamak istese de, görüldüğü üzere Erivan yönetimi halen krizlerden çıkar sağlama peşindedir. Ermenistan halkının çoğunlukla devletiyle aynı görüşte olduğu çok düşük ihtimaldir. Ermeni halkı aksine Türkiye ile bir an önce güzel ilişkiler kurup, ülkede ki akrabaları ve dostlarıyla kavuşabilme amacındadır.
Gayet açık görülüyor ki, Türkiye ile Ermenistan arasında ki ilişkilerin iyileşmesi için çaba sarf edildiği bir dönemde, tasarının komisyonun gündemine gelmesi bile ortada büyük bir art niyetin olduğunun göstergesidir. Ermeni diasporasının Erivan yönetimi üzerinde hatırı sayılır etkisi bulunuyorken, bu etki Ermenistan’ı faydasız toprak ve tazminat talepleriyle oyalamaktan başka işe yaramamaktadır.
The Guardian gazetesine göre, ABD ve Türkiye arasında ki stratejik ortaklık tehlikede. Haberin devamında Türkiye, tasarıyla ilgili gelişmenin ABD açısından “ciddi sonuçları olabileceği tehdidinde bulunduğunu ve öfkeli Türkiye’nin ABD’nin İncirlik üssünü kapatabileceğini veya Afganistan’daki ciddi birlik katkısını geri çekebileceğini yazmıştır.
El Kuds El Arabi Gazetesi Başyazarı Abdülbahri Atvan ise, oylama sonucunun arkasında İsrail yanlısı Yahudi lobilerin olduğunu, Gazze savaşı sonrası yaşanan Türkiye-İsrail krizinin ardından Ankara’dan desteklerini çektiğini belirtirken, Başbakan Erdoğan’ın Yahudi lobisinin şantaj taktiklerine boyun eğmemesi gerektiğini sözlerine eklemiştir.
Diğer taraftan Ermeni tasarısının komisyonca kabul edilmesinin veya ettirilmesinin bir başka sebebi olarak, ABD’nin Türkiye’den İran’a karşı yeterli yaptırım görememesi varsayılabilir. Nitekim New York Times gazetesine konuşan “Karalamalara Karşı Birlik” isimli Yahudi örgütünün direktörü Abraham H. Foxman Türkiye’nin İran’a karşı yeni yaptırımlara destek vermesinin, tasarının durdurulmasında daha etkili olacağını söylemiştir.
Hatırlanacağı üzere ABD her ne kadar İran’a karşı sert tutum takınsa da, Türkiye sorunların ne pahasına olursa olsun diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini sürekli yinelemektedir..
Bir başka önemli husus ise son dönemde gerginleşen Türkiye-İsrail ilişkileri sebebiyle ABD Yahudi lobisinin Türkiye’ye karşı cephe almasıdır. Türkiye’nin en hassas sinir uçlarından biri olan sözde “soykırım” savları, konunun öneminin farkında olan Yahudi lobisinin önündeki en yakın baskı araçlarından biridir. Dolayısıyla Ermeni tasarısının Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonun kabul edilmesinde Ermeni ve Yahudi lobilerinin beraber hareket ettikleri kuvvetle muhtemeldir.
Komisyonda tasarının kabul edilmesi için ne tür cambazlıkların yapıldığına tüm dünya şahit olmuştur.
Tarihi konuşmak ve tartışmak konunun uzmanı tarihçilerin işidir. Türkiye, Ermenistan ile arasında imzalanan protokollerde ortak tarih komisyonu kurulması maddesine büyük önem vermektedir. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı devleti içinde yaşanan tüm olayları birinci elden kaynak olarak Osmanlı arşivlerinde bulunmaktadır. Türkiye arşivlerini açmayı defalarca taahhüt etmiştir, lakin karşı taraf bu teklife yanaşmayarak ne kadar uzlaşmacı olduğunu göstermiştir.
Elbette ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonunda ki 23 kişinin “evet” demesiyle tarih yeniden yazılmayacak veya Türkiye “soykırımı” kabul etmiş olmayacaktır. Geçmiş yıllarda da yaşanmış olduğu gibi, 1915 olayları dış politika baskı kartı olarak Türkiye’ye karşı oynanmaktadır.
Öyleyse Türkiye sadece ermeni tasarısının gündeme geldiği veya “soykırımı” anma günü olarak kabul ettikleri 24 Nisan yaklaştıkça konuyu gündemine almamalıdır. Farkında olunması gereken husus, 1915’te Osmanlı’daki milletlerinin karşılıklı olarak acı olaylar yaşamış ve ortak kaderi paylaşmış olmalarıdır. Bunun ispatı içinse Türk diasporasına büyük sorumluluk düşmektedir. Özellikle Avrupa ve ABD’de Türk lobiciliği kuvvetlenmeli ve bu hususta çalışmalara hız verilmelidir.
Geçmişte yapılan hatalar tekrarlanmamalıdır. Çünkü yarın göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumulanlardır. Unutulmamalıdır ki, Arslanlar kendi tarihlerine sahip çıkamadığı sürece, avcı hikâyelerine inanmak zorundadır.
Tüm hanımefendilerin 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım. |